
Ses: Korhan Erel
Performans: Lerna Babikyan

Bu eser Polonyalı moda tasarımcısı Lidia Cankova’nın koleksiyonu için üç sanatçının ortak çalışması ile hazırlanmıştır.
Koreografi ve Dans: Gosia Gajdemska, Lerna Babikyan, Jagna Anderson
Kostüm: Lidia Cankova
Şiir ve Performans: Dodi Helschinger
Müzik: Michal Talma-Sutt
Mart 2018, Berlin

İlk İzlenimler (First Impressions) İstanbulla tanışmanın samimi bir yansımasıdır. Eser dualiteyi, belirsizliği, duyarlılığı ve izolasyonu resmediyor.
Koreografi: Natalie Haller
Yaratıcı Dansçılar: Lerna Babikyan, Su Güneş Mıhladız, Esra Yurttut
Kostüm: Yasemin Özeri

Konsept&Performans: Lerna Babikyan
Müzik: Melik Sarıgöl
Video: Selda Asal
Haziran 2018, Berlin
…bağlantısızlık dış çemberin diyaloglarına yabancılaşma ile başlar
bir sonraki adımda duyu beden bu diyalogları tanımlayamaz, sindiremez…
…gölgeler gerçek..gerçekler gölge olur
her ikisi arasında bir ayrım olmadığını anladığında, kişi-lik kendini çoktan başka bir alanda bulmuştur
“katılık” anı, yavaşça işgal edip, ele geçirir
…nefesler arasında
kökler yatay ve yanal dokunuşlarla yeni bir alan yaratmaya başlarlar
bağlantı ve ağlar beklenmedik ve alışılmadık şekilde kendilerini yıkımın içinde yeniden yapılandırır

Eser, içimizdeki ve dışımızdaki döngülerini doğalarına dair devamlı bir keşfe kapılarını açar. Beden ve ses alanında çalışan iki sanatçı; zaman ve alana dair alanlarda şiir, ses ve hareketin sonsuz buluşmalarına açılır.
İçerik & Koreografi: Lerna Babikyan
Ses: Korhan Erel
Eser, içimizdeki ve dışımızdaki döngülerini doğalarına dair devamlı bir keşfe kapılarını açar. Beden ve ses alanında çalışan iki sanatçı; zaman ve alana dair alanlarda şiir, ses ve hareketin sonsuz buluşmalarına açılır.
İçerik & Koreografi: Lerna Babikyan
Ses: Korhan Erel

Anlamı ve tanımı ile toplumumuza biraz yeni biraz da yabancı kaçan yaratıcı dans, aslında mağara içinde yaşayan ve dışında çeşitli sebeplerle bedenini, dansı kullanarak ritüeller yapan ilk insandan tutun da, ailenizde büyük büyük dedelerinizden size miras kalan halk oyunlarınızın da temelidir.
Peki bu temel belli bir hareket ya da form mudur ?
Hayır değildir….
Bu temel felsefesidir…Evet felsefesi…Hadi biraz daha açalım ne demek istediğimizi…
Yaratıcı dans çeşitli güdü ve ihtiyaçlar ile ortaya çıkmış, hareket denemeleri ve doğaçlamaları ile gerekirse yerleşik-dansçı dilinde fiks-, gerekirse anda yapılan ve bırakılan, tekrarlanmayan dans araştırması ve seansıdır aslında. Laban hareket analiz prensipleri ile insanın varoluşu kadar eski olan bu formun kavramsal çerçevesi çizilmiş olsa da deneyimli bir eğitmenin, çalışkan bir dansçını elinde bu seanslar beklenmedik zenginliklere ulaşabilir, katılımcılarını sözsüz iletişim dilinin, beden kullanımında repertuarı çeşitlendirmenin, ifade, anlatım ve duru görünün, dinginliğin içindeki dans ve dansın içindeki dinginliğin zirvesine taşıyabilir.
“Seans” kelimesinden lütfen konuya tıbbi yaklaştığımı sanmayın, buradaki seansı İngilizcedeki session kelimesinin anlamı yerine kullanıyor ve sizleri hafızamızda ilkokul yıllarını çağrıştıran “ders” kelimesinden uzaklaştırmak istiyorum. Yaş grubu ne olursa olsun yaratıcı dans, “ders” ten öte bir deneyimdir.
Her bir katılımcı yaşı ne olursa olsun “bildiği kendini” getirir bu seansa; sonra araştırmalar başlar, şaşırmalar başlar, bedenden şöyle bir ses gelir “ bir dakika daha önce beni hiç böyle kullanmamıştın ? !”… Beden, günlük hayat ya da form odaklı egzersiz serileri içinde daha önce geçmediği, düşünemediği nokta ve açılardan geçer ve bunların hiçbiri düşünerek olmaz.
Nihayet beden üçboyutlu bir tasarım olarak hak ettiğine işlerliğe ulaşır, işleyen demir ışıldar! Artık her bir beden parçası olasılıkları dahilinde ve diğer beden parçaları ile birlikte sonsuz kombinasyon olasılıkları ile harekete, bir okyanusa açılırcasına açılır. Seanslar devam ettikçe kaptanın mahareti artar, gemi güçlenir, beden kendi rüzgarları ile dansa dalar.
Her yaşa uygun olan yaratıcı dans, birlikte yapılan bireysel bir çalışmadır esasında, zamanla ikili çalışmalar, grup çalışmaları, kompozisyonlar işin içine girer, ancak amaç “biz”den önce kendi alanında genişlemiş, konforlu durabilen bir “ben” yaratmaktır.
Şarkı her ne kadar “her yaşın ayır bir güzelliği var” dese de, yaratıcı dans “her yaşın ayrı bir ihtiyacı var” der…Çocuklar bugün teknoloji ile iyice uysallaşan, hareketsizleşen bedenlerine güç, esneklik, koordinasyon katmak, yine azalmakta olan dikkat, algı, hafıza sürelerini yaratıcı dansın her ders araştırmaları için sunduğu farklı kavramlar ışığında arttırmak; yaşlılar gerilemeye başlayan fiziksel fonksiyonlarını, hafızalarını, pozitif ruh hallerini korumak; yetişkinler ise çoğu zaman çocukken sahip oldukları/olmak istedikleri dansçı bedenlerini, yaratıcılık, yargısız hareket, dans, performans becerilerini geri kazanmak, sanatsal-estetik kalıplardan özgürleşmek; kısaca “kendini-yeniden-” bulmak için gelirler.
Sosyalleşmekse tüm yaş grupları için ortak paydadır J Bir çocuk sınıfına girdiğinizde hemen yerde birbirine yapışık oturan ya da yalnız yerleşmiş öğrenciler görebilirsiniz; yetişkin sınıflarında ise aynı çocuklarda olduğu gibi, belki bu sefer çok daha bilinçli olarak birlikte duran ve izole olmak isteyen bireyler vardır. Dileklere saygı duyulmakla birlikte yaşamın ne bir uç ne de öbür uçta uzun süre devam edemeyeceği aşikardır. Yaratıcı dans da katılımcılarına saygı duymakla beraber hiç hesaplamadan çoğul yaşayanları tekil şahıs dansına, tekil yaşayanları çoğul dans paylaşımlarına devam eder. Kendiyle, bedeniyle, çevresi ile olumlu teması genişleyen katılımcının özgüveni, işbirliği becerisi, problem çözme yeteneği gelişir…Günün sonunda her yaratıcı dans dersi tek bir şeye hizmet eder, önce kabul, sonra farkındalık…
Yaratıcı dans dersi bir filozof yetiştirmeyi hedeflemese de, ders çıkışı biraz hareket biraz da terden yanakları pembeleşmiş insanların seansın özgürlüğü, özgünlüğü, oyunsuluğu üzerine konuştuklarını duyabilirsiniz. Sözel olarak paylaşılan ya da paylaşılmayan deneyimler onlarda kalır, onlarla yol alır, yolda olabildiğince pusula olur.
Paketlenmiş pek çok ürün gibi “herkese aynı” bir çıktısı yoktur yaratıcı dansın…Kimi neşe der, kimi sanat, kimi akış, kimi tatlı bir yorgunluk, kimi çok boyutluluk, kimi seyahat, kimi sanatla zayıflama…Neredeyse spirituel bir klişe olmaya yaklaşmış şu cümle, ortaya çıktığı kadim zamanlardan bugüne yaratıcı dans için de geçerlidir, “Herkes ihtiyacı olanı alır” alır da; eğitimcinin pedagojik vizyonu, becerisi ve dans sanatına yaklaşımı, alandaki deneyimi her seansa fark katıp, yelpazedeki renk tonlarını çeşitlendirir.

“Yaban” …
… kelimesi bile ne kadar heyecanlandırıyor…
“Yaban” “Olan”
“Olan”… kimi zaman kendiliğinden, çabasız kimi zaman da pek çok eğitim ve deneyim sonucu varıl”an”
Birleştirelim “Yaban Olan” sanki şimdi daha da güçlendi…
…bir ses ya da görünmez bir hareketin dalgası; baktığımız ekranı, gördüğümüz gerçekliği aşıp sanki tenimizi ürpertti…
.
.
.
.
.
…daha çok boşluk vermek isterdim bu yazı alanına “Yaban Olan”dan sonra…
eminim okuyanlarınız arasında sesiyle, bedeniyle, dansıyla, bakışıyla, mimikleri ile bu anı hemen doldurmaya hazır ve istekli olanlarınız vardır…
öyle ise hiç durmayın derim,
bu yazıyı okumaya bir ara verin
yapın, yaşayın, bedenininiz ve hatta kemikleriniz; sesinizin, hareketin titreşimi ile yeniden, beklenmedik ve daha derin bir noktadan bağlansın dünyaya
ne duruyoruz, ne bekliyoruz ve varsa eğer neden korkuyoruz ?
“Yaban Olan” bu !
Tüm yargı, kalıp, düşünce ve mecburiyetleri kapının ardında bırakan
.
.
.
Hazırsanız ilerleyelim biraz daha…
Yaban kendinden başka kimse için yaşamaz, “güzel” olmayı, “mantıklı” olmayı, “uyumlu olmayı” düşünmez…kanımca ısırgan otu gibi bir tadı vardır; ordövr tabağına konsa diğer başka hiçbir meze ile uyumlu bir tat vermez !
Ve çok faydalıdır bu hali ile de !
Kanser hastalarına ısırgan otu çayı önerilir…
“Ben bunları senin için yaptım” nöbetleri,
bayılma-ayılmaları yoktur mesela…
¨¨¨
Yaratıcı Dans köklerini bu dünyadan alır,
“yaban” dan
Topraktan geldik, toprağa gideceğiz misalini unutmuş yaşam koşturma sürecimize sesle , dansla, ritimle, hareketle bir alan açar…beden devinir, durur, dinlenir, dener, deneyimler, kendini yeniden keşfederken aslında yeniden de yapılandırma fırsatı elde eder, dönüşür
Çocuklar bizler kadar yargı ve kalıba henüz sahip olmadıklarından çoğunlukla başarı kaygısı olmadan gülünç, saçma, garip görüntü yaratabilecek denemelerden çekinmezler, özel bir durum yoksa izlenmek, görünmek de onları rahatsız etmez, telefon ya da tableti bağımlısı olmadıkları anlarda doğal olarak sürekli performans halinde olabilirler…Çünkü böyle eğlenirler, keşfederler ve öğrenirler…O yüzden Yaratıcı Dans dersleri çocuklara denedikten sonra çok yakın ve tanıdık gelir, eğitmen rehberliğinde farklı konuları dansla deneyimlerler.
Bu bağlamda yaratıcı dans dersleri çocuğunuzun evde yaptığı özgür danstan biraz farklıdır; ona yeni hareket araçları ve malzemeler eşliğinde, dans doğaçlama egzersizleri sunar; dansı, beden kullanımı, dengesi, koordinasyonu, özgüveni, ifade yeteneği gelişir çalışma sürecinde.
Yazının “Yaban Olan” a olan odağını koruyacak olursak, hatırlatmak lazım ki okuduğunuz son paragraf hariç yazının tamamı, güncel yaşamımız içinde yetişkinlerin yaratıcı dans deneyimi ile yaban ilişkisini kurabilmesi ve uygulayarak bundan bir fayda sağlayabilmesi adına yazılmıştır. Bu fayda bireyin iç potansiyeli, özü ile bağ kurması, bu bağı güçlendirmesi ve bu potansiyeli yaşamına dönüştürücü ve yaratıcı bir güç olarak taşıması için aradığı cesareti, gücü kendinde bulması üzerinedir.
Bu bir süreçtir, süresi kişi özelinde farklılık gösterebilir, esas olan herkesin kendine ihtiyacı olan zamanı tanıması ve bir süre çok da düşünmeden dansın akışına kendini bırakmasıdır. Kişi yaratıcı dans yolculuğu sırasında kendi için gerekli farkındalıkları doğal olarak bulacak, yaşayacaktır.
Yazının sonuna gelirken son paragrafı da emeklerinin daha görünür olmasını dilediğim Yaratıcı Dans Eğitmenleri için yazıyorum….
Dansta ve sanatta “yaban olan” bugüne dek pek çok sanatçı, eğitmen, teorisyen, psikolog, yönetmen tarafından ortaya atılmış; bu doğrultuda pek çok beste, resim, film, dans, tiyatro, edebiyat eseri üretilmiş ve kitap yazılmıştır.
Unutmamak gerekir ki “yaban” hiç kimseye ait değildir, hep vardır ve var olacaktır.
Bu noktadan hareketle, kendi eğitmenlik sürecimde en çok ihtiyaç duyduğum yaratıcılık ve oksijen alanının öğrendiğiniz formlar, kalıplar, çeşitli eğitim modelleri içinde genelde var olmadığını hatırlatır, bir eğitmen/sanatçı olarak aldığınız tüm eğitim birikimi ve deneyimlerinizi; zamanın ve öğrencinin ihtiyaçlarını gözeterek sunduğunuz kadar sizin de “yaban yaratıcı” süreciniz gözeten, sezgilerinizi işin içine katan dersler vermeniziniz öneririm, eğer böyle bir arayışınız/ihtiyacınız varsa…
“Kalıplar” bir konuyu iyice anlamak, ustası olmak için sağlam ve güveli alanlar teşkil eder bizlere, çoğu zaman gereklidir ve dilerseniz orada da kalabilirsiniz, diğer yandan eklemek gerekir ki Yaratıcı dans eğitmeni olarak bizler hiçbir kalıbı uygulamakla yükümlü değiliz, dürüstçe sorumlu olduğumuz tek alan öğrencilerimizin dans sanatı ile buluştururken onların fiziksel hareket kapasitelerini arttırmak, ritim duyguları ve hareket repertuarlarını geliştirmek için uygun egzersizleri seçmek/yaratmak ve işlevsel bir şekilde bireysel ve grup çalışmaları ile sınıf içinde uygulanmasına aracı olmaktır. Bu doğrultuda çalışıldığında özgüven, işbirliği, problem çözme, hafıza, dikkat vb pek çok bilişsel ve sosyal beceri de beraberinde gelişir.

8-12 Yaş arası çocuklar için uygun olan atölye; noktalama işaretlerinin nasıl dansa dönüşebileceğini ve bu deneyim üzerinden kendi koreografilerini nasıl yaratabileceklerini çeşitli egzersiz ve oyunlar üzerinden aktaran atölye; çocuklarda fiziksel gelişim, yaratıcılık, takım çalışması gibi becerlilerin gelişmesine katkı sağlar

Yaratıcı dans, her yaştan çocuğun hareket repertuvarını, dans odaklı yaratıcılık çalışmaları ile birlikte geliştiren, alternatif bir öğrenme metodudur. Çocuğun kendine özgü, otantik dansının ortaya çıkmasını sağlar ve bu dansı her ders farklı bir konu ile ilişkilendirerek geliştirir. Bu esnada çocuğa dans ile kavramsal öğrenme deneyimi yaşatarak zihinsel gelişimine de katkıda bulunur. Atölye sürecine düzenli katılan çocukların yaratıcılıkları ve hayal güçleri dansla dış dünyaya yansır, bu doğrultuda özgüvenleri artar, sözsüz iletişim becerileri gelişir, fiziksel olarak güçlenirler, koordinasyon ve esneklik kazanırlar, bedenlerine karşı pozitif bir algı geliştirler, beden farkındalıkları bütünsel olarak artar. Ders içinde farklı koreografiler üretirken odaklanma, dikkat ve hafıza becerileri artar; takım çalışması, işbirliği gibi sosyal becerileri gelişir. Kıyaslama yapılmadan, bedenin gireceği belli form ve adımlar olmadan çocuklar özgürce kendi bedensel dışavurumlarını keşfedebilirler, böylece beden dili kullanımları, sahne üstü sunum becerileri ile birlikte gelişir.

Ebeveynleri çocukları ile birlikte dans ettikleri, müzik yaptıkları, danslı oyunlar oynadıkları atölye; çocuğu ile birlikte dans ederken eğlenmek, keşfetmek, bedenini güçlendirip, esnetmek isteyen her seviyeden katılımcıya açıktır. Doğaçlama temelli atölye, yaratıcılık gelişimi odaklı yaklaşımı ile yargı ve kalıp dans adımlardan bağımsız bir yapı sunar. Çalışmaya rahat kıyafetler ile katınılması önerilir.